Etiket arşivi: İlgili

Genelkurmay, İçişleri Bakanlığı’nın Emasya ile İlgili Değişiklik Teklifini Kabul Etmemiş (Özel)

Balyoz darbe planında müdahale aracı olarak görüldüğü ortaya çıkan EMASYA direktifi ile ilgili tartışmalar devam ederken, protokolle ilgili yeni bilgiler ortaya çıkıyor.

Yıllardır devlet sırrı gibi saklanan protokol daha önce Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında da ihtilaf konusu olmuş. İçişleri Bakanlığı’nın, 2005 yılında protokolün değiştirilmesi yönünde Genelkurmay Başkanlığı’na teklifte bulunduğu ancak Genelkurmay’ın terör olaylarını bahane göstererek bu talebi geri çevirdiği ortaya çıktı.

Bu durum mülkiye müfettişlerinin 27.02.2005 tarih ve 82/8 sayılı araştırma raporunda açıkça belertiliyor. 2 8 Şubat muhtırasının ardından hazırlanan ve defalarca kapsamı genişletilerek bugüne gelen protokolün 5442 sayılı İl Kanunu’nun çizdiği sınıra aykırı olarak alan genişlemesi yapıldığı görüldüğü ifade ediliyor.

Yasanın uygulama esaslarını ayrıntılarıyla düzenlediği ve hakkında ayrıca herhangi bir düzenleyici işlem çıkarılmasına gerek görmediği bir ilde çıkan olaylar konusunda, kendiliğinden hareket edilerek başka bir düzenleme getirilmesinin yetki yönünden 5442 sayılı Kanun’un 11/D maddesine aykırı olduğu değerlendiriliyor.

KENDİLİĞİNDEN HARAKET VE EMİR KOMUTA KONUSU

27 maddelik protokolün en çok eleştirilen maddeleri ise EMASYA komutanlıklarının mülki amirlerin yardım talebi olmaksızın olaylara müdahale edebilmesine imkan veren 9. maddesi ile protokolde sivil ve askeri kuvvetler arasındaki emir ve komuta ilişkilerini düzenleyen 14. ve 16. madde hükümleri; sanki herhangi bir suretle askeri birliklerden yardım istenilmesi halinde, bölgede aynı konuda görev yapan polis ya da jandarma kuvvetlerinin vali tarafından askeri birliklerle ortak görev yapmak üzere görevlendirilip görevlendirilmediklerine bakılmaksızın otomatik olarak yardıma gelen askeri birlik komutanının emrine gireceği şeklinde düzenleyen maddeleri eleştiriliyor.

Raporun ilgili bölümü şöyle: “5442 sayılı Kanun’a yetki, şekil, konu ve maksat yönlerinden aykırı düşmekte, hatta bu yasanın getirdiği düzenlemeyi bütünüyle geçersiz kılmaktadır. Askeri birliklerin güvenlik kuvvetleriyle bastırılamayacak çaptaki olaylara müdahale etmelerinin, ancak valilerin yardım istemeleri durumunda söz konusu olabileceği 5442 Sayılı Yasa’nın 11/D fıkrasında herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak bir biçimde belirtilmiştir. Yine belli bir olaya müdahale konusunda askeri birliklerle polis ya da jandarma kuvvetlerinin birlikte görev yapıp yapmayacakları hususu valinin takdirinde olup, askeri ve sivil kuvvetlerin aynı olayla ilgili de olsa ayrı ayrı görevlendirilmeleri durumunda, polis veya jandarma güçlerinin kaçınılmaz olarak askeri birliğin komutasına girmesini öngören düzenlemeler 5442 sayılı Kanuna aykırı düşmektedir.”

Protokolle ayrıca iç güvenlikten birinci derecede sorumlu olan İçişleri Bakanlığı’nı bir tarafa bırakılarak, hükümeti bilgilendirme görevini Genelkurmay Başkanlığı İç Güvenlik Harekat Merkezi’ne verilmesinin İçişleri Bakanlığı’nın dışlanması anlamına geldiği belirtiliyor.

GENELKURMAY TALEBİ REDDETMİŞ

Raporda, uyulamadan duyulan rahatsızlık nedeniyle İçişleri Bakanlığı Genelkurmay’dan protokolün değiştirilmesini istiyor. Yeni esasları düzenleyen taslak bir metin görüş ve değerlendirmelerinin alınması amacıyla 04.03.2005 gün ve 1348 sayılı yazıyla Genelkurmay Başkanlığı’na gönderiliyor. Ancak Genelkurmay Başkanlığı, 8 buçuk ay sonra 21.11.2005 gün ve 3631178 sayılı cevabi yazısında terörü bahane ederek teklifi geri çeviriyor: “Gerek hazırlanış tekniği gerekse içerdiği ayrıntılar nedeniyle, yürürlükteki protokolün, Kanunun öngördüğü amaca daha fazla hizmet ettiği, buna karşılık yeni taslağın bu açıdan yeterli olmadığı kıymetlendirilmektedir… EMASYA direktifinde askeri birlikler ile mülki makamlar ve kolluk kuvvetleri arasındaki işbirliği ve koordinasyon hususlarına daha fazla açıklık getirilmiştir. Ayrıca, PKK terör örgütünün, yurt içindeki terörist sayısında ve eylemlerindeki artış ile terör örgütü yandaşlarınca düzenlenen son zamanlardaki kanunsuz gösterilerde yaşanan olaylar dikkate alındığında, önümüzdeki günlerde, güvenlik güçlerinin toplumsal olaylar ve terör olayları ile daha sık karşılaşılabileceği kıymetlendirilmektedir. Bu gerekçelerle; etkin olarak uygulanan ve bu güne kadar herhangi bir sıkıntı ile karşılaşılmayan 1997 tarihli Protokolün, bu aşamada değiştirilmesinin gerekli olmadığı, ileride terörün gündemden çıkması durumunda, Protokolün güncellenmesine ihtiyaç duyulması halinde bunun, Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından yapılabileceği değerlendirilmektedir.”

“AÇIKÇA KONUŞULMAMASI SORUN OLMADIĞI ANLAMINA GELMEZ”

İçişleri müfettişlerinin hazırladığı raporda, EMASYA protokolünden duyulan rahatsızlık ise açıkça ifade ediliyor.

Raporda, “Kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarla, kentlerde yaşayan vatandaşların iç güvenlik hizmetlerini neredeyse birbiriyle hiçbir benzerliği olmayan farklı iki kurumdan (Emniyet-Jandarma) alıyor olmalarının mantıklı bir izahı yapılamamaktadır. Kurumsal ve mesleki taassupların bir yana bırakılarak iç güvenlik hizmetlerinin İçişleri Bakanlığı’na bağlı tarihi geçmişi ve birikimi olan polis, jandarma ve sahil güvenlik birimleri tarafından başka bir müdahaleye gerek kalmaksızın aynı şartlarla yürütülmesinin sağlanması konusunda gerekli yasal altyapı oluşturulmalıdır. “görüşüne yer verilirken, “Bu alandaki konuların açıkça konuşulamıyor, tartışılamıyor olmasının sorun olmadığı manasında yorumlanmaması gerektiği, sivil, askeri ve siyasi otoritelerin bir araya gelerek iç güvenlikle ilgili sorunları ayrıntılı olarak masaya yatırması gerektiği, AB uyum sürecine uygun tedbirlerin gecikmeksizin alınması gerektiği değerlendirilmektedir. Tüm bunların dışında; olağanüstü ve sıkıyönetim dönemleri hariç, olağan dönemlerde, iç güvenlik konusunda ülkenin bir yöresinde veya tamamında sürekli veya geçici olarak Genelkurmay Başkanlığının veya Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın doğrudan görev üstlenmesi gerektiği konusunda bir zorunluluk ve/veya siyasi irade varsa, yasa koyucunun bu yönde hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde Kanuni bir düzenleme yapmasının da bu konudaki tartışmaları ve çekişmeleri ortadan kaldırmak açısından yararlı olacağı değerlendirilmektedir.” değerlendirmesi yapılıyor.

MÜFETTİŞTEN MÜSTEŞARA CİDDİ SUÇLAMA: İTİRAZ ETMEDEN İMZALAMIŞ

Bu arada protokolle ilgili hazırlanan araştırma raporunda dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Teoman Ününsan da ağır bir dille eleştiriliyor.

Bu durum rapora şöyle yansımış: “Bu protokolün 07.07.1997 tarihinde hangi şartlarda imzalandığı ayrı bir değerlendirme konusu olmakla birlikte, dönemin İçişleri Bakanlığı müsteşarının bu protokole itiraz etmeksizin imzalamış olması da İçişleri Bakanlığı ve mülki idare adına ciddi bir yanılgı olmuştur.”

(CİHAN)
Kaynak : sondakika.com Okumaya devam et

Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

4 Gencin Öldüğü Kazayla İlgili Hazırlanan Bilirkişi Raporuna İtiraz Edildi

İzmir’in Konak ilçesi Çınarlı semtinde otomobilin otobüsün altında sürüklenmesi sonucu meydana gelen ve 4 gencin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasıyla ilgili bilirkişi raporu tamamlandı ve olay yeri keşfi de yapıldı. Raporda asli kusurlu olarak gençler gösterildi. Otobüs sürücüsü ise tali kusurlu olarak tanımlandı. Çocuklarını trafik kazasında kaybeden ailelerin avukatı Ramazan Taşkın, rapora itiraz edeceklerini söyledi.

İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Adli Bilirkişi olarak tayin edilen Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru tarafından hazırlanan raporda, otomobilde bulunan gençler asli, otobüs sürücüs Okumaya devam et

Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gebro Tokgöz: Süryani Vatandaşların Kaybolmasıyla İlgili Sözlerim Yanlış Anlaşıldı

CHP Mardin 23. dönem milletvekili adayı Gebro Tokgöz, Midyat’ta 50′ye yakın Süryani vatandaşın faili meçhul cinayete kurban gitmesiyle ilgili açıklamalarının yanlış algılandığını söyledi.

Kimseyi töhmet altında bırakma gibi bir niyeti olmadığını ifade eden Tokgöz, “Ayrıca ben CHP’nin gerçek üyesiyim. Eski CHP’li değilim. Ergenekon’un 50 kişiyi vurduğunu söylemedim. Sadece Midyat’ta 50′ye yakın kişinin o dönemde yani 1980 yılından 2000′li yıllara kadar faili meçhul cinayete kurban gittiğini ve bu cinayetlerin aydınlatılması gerektiğini söyledim.” dedi. (CİHAN)
Kaynak : sondakika.com Okumaya devam et

Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Minik Ebru’nun Ölümüyle İlgili Adliyeye Sevkedilen 6 Kişi Serbest Kaldı

Bursa’nın Karacabey ilçesine bağlı Orhaniye köyünde kaybolduktan sonra ölü olarak bulunan 2 yaşındaki Ebru Çakaloğlu’nun ölümüyle ilgili adliyeye sevk edilen 6 kişi serbest bırakıldı.

Edinilen bilgiye göre, Ebru Çakaloğlu’nun ölü bulunmasının ardından Karacabey Cumhuriyet Başsavcılığı tarafnıdan başlatılan soruşturma kapsamında, minik Ebru’nun babası Güven Çakaloğlu, annesi Pakize Çakaloğlu, dedesi Dursun Diken ile Ali Kaya, Nazmi Esen ve Celil Satır bugün öğle saatlerinde adliyeye sevk edildi. Cumhuriyet savcısına ifade veren 6 kişi serbest bırakıldı. (CİHAN)
Kaynak : sondakika.com Okumaya devam et

Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Altınok: Özel İdare Yolsuzluğuyla İlgili Belgesiz Konuşanları Müfteri İlan Ediyorum

Erzurum İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Selami Altınok, kurumlarında 2006 yılında yaşanan yolsuzlukla ilgili olarak, “Elinde bilgi ve belge olmadan Özel İdareyi yargılar nitelikte konuşanları müfteri ilan ediyorum.” dedi.

Medyada yer alan ‘Özel idare, açığını araştırma yerine kapatma yoluna gitmiş’ haberinde bir Milli Eğitim yetkilisinin Özel İdareyi suçlayıcı açıklamalarına tepki gösteren İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Selami Altınok, kurumları zan altında bırakan beyanatları doğru bulmadığını belirterek, “Ortada yanlış yapılan bir şeyler var. Yargı, bu yanlışları bulup çıkarmadan, afaki açıklamalarla isim bel irtmeden yapılan beyanatlar, kurumların itibarına zarar vermektedir.” dedi.

Altınok, 2006 yılında yaşanan yolsuzlukla ilgili olarak elinde bilgi ve belge olmadan İl Özel İdaresi’ni ve çalışanlarını suçlayanları ıspata davet etti.

İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Altınok, kimliğini açıklamayan Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilisine seslenerek, “İl Özel İdaresi’nin yolsuzluk yaptığına dair elinde bilgi ve belgen varsa çık kamuoyuna açıkla. Aksi takdirde duyumlar üzerine gerçekmiş gibi açıklama yapanları müfteri ilan ediyorum. Yargıya intikal etmiş bir konuda, kurumların birbirine düşürülmesi yerine herkes varsa malum yolsuzluk olayı ile ilgi elinde bilgi, belge bunu yargıya versin.” diye konuştu.

Hatırlanacağı üzere, 2006 yılında Milli Eğitim’e iş yapan bir müteahhidin sahte evrakla İl Özel İdaresi’nden bir milyon 400 bin TL aldığı, geçen hafta içerisinde basına yansımıştı.

(CİHAN)
Kaynak : sondakika.com Okumaya devam et

Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik: Alevilerin Sorunlarıyla İlgili 2010 Yılında Önemli Gelişmeler Olabilir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Alevilerin sorunlarıyla 2010 yılının ilk yarısında önemli gelişmelerin olabileceğini söyledi.

Çelik, AK Parti’nin Kızılcıhamam Asya Termal Tesisleri’nde devam eden 14. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı ile ilgili basın mensuplarına bilgi verdi.

İstişare toplantısının başında Devlet Bakanı Faruk Çelik’in bakanlığın çalışmaları hakkında bilgi verdiğini söyleyen Çelik, dış Türkler ve Alevi çalıştaylarının değerlendirildiğini ifade etti. Şimdiye kadar 5 çalıştay yapıldığını hatırlatan Çelik, ortaya çıkan sonuçların milletvekillerine sunulduğunu söyledi. Bakan Çelik’in milletvekillerinin sorularını da cevapladığını dile getiren Hüseyin Çelik, Egemen Bağış’ın da AB süreciyle bu akşam sunum yapacağını kaydetti. Çelik, yarın da İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın demokratik açılımla ilgili, Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın da dış politika, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in de Kıbrıs ile ilgili milletvekillerini bilgilendireceğini ifade etti.

Çelik, Alevi çalıştayları ile ilgili olarak, “Sayın Faruk Çelik 7′nci çalıştayla bu işin sonuçlanacağını söyledi. Gerekli görülürse bununla ilgili bazı komisyonlar da kurulacak. Her halûkarda belki 2010′nın ilk yarısı bu iş için önemli gelişmelere gebe olabilir. Bence Türkiye için de çok iyi olur.” dedi. Çelik, Başbakan Erdoğan’ın açılış konuşmasında Sivas’tan, Çorum’dan, Gazi olaylarından bahsettiğini hatırlatarak, “Bu konuşmayı nasıl anlamalıyız? AK Parti 7 yıldır iktidarda olduğu halde neden şimdi gündeme geldi?” sorusuna şu cevabı verdi: “Sayın Başbakan, eğer Onur Öymen TBMM’de o konuşmayı yapmamış olsaydı siz de bu konuyu konuşuyor olmayacaktınız, biz de konuşuyor olmayacaktık. Neticede tarihte yaşanmış, belki bir an için küllenmiş olan meseleleri yeniden kaşıyıp onları o acıları tekrar deşmenin, ortaya çıkarmanın, insanların yarasını kanatmanın anlamı yok. Ama bu bir kere olduktan sonra, kamuoyu şu anda bunu tartışıyor. Kamuoyunun tartıştığı konuştuğu şeyleri görmemezlikten gelemezsiniz. Çorum’da, Kahramanmaraş’ta, Dersim’de yapılan yanlıştı. Dersim’dekinin bir farkı var; Dersim’dekinin içinde bizatihi devlet vardı. Çorum ve Kahramanmaraş’ta olanların içinde hangi devlet ve hangi karanlık güçler vardı bilmemiz gerekiyor.”

Çelik, son dönemde hükümetin Alevilerle ilgili çalışmalarının oy hesabı ile yapılmadığını savundu. Çelik, “Alevi vatandaşlarımız 1950 -1960 arasında CHP’ye oy vermediler. DP’ye oy verdiler. Alevi vatandaşlarımızın sol partilere yönelmesinin sebebi şuydu: Türkiye’deki gayri memnunların sesini sol partiler duydular ve onlara sahip çıktılar. Toplumda şöyle bir kanaate var; sanki ‘Aleviler=CHP’nin tabanı.’ Yok böyle bir şey.”

(CİHAN)
Kaynak : sondakika.com Okumaya devam et

Genel, Video Galeri kategorisine gönderildi | , , , , , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın