Ulusal Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Prof. Dr. İhsan Bal, terör örgütünün şehir yapılanması olan KCK’nın, 1990′lardaki PKK‘nın gündüz külahlı, gece silahlı yapılanmasının 2000′lerdeki modernleşmiş hali olduğunu belirtti.
KCK operasyonlarının demokratik açılım sürecine darbe vurduğunun dillendirildiğini hatırlatan Bal, demokratikleşme sürecinin demokrasi ile şiddetin mücadelesi olarak tanımlandığında, operasyonların ne anlama geldiğinin kendiliğinden ortaya çıkacağını ifade etti.
“Bir ülkede demokrasiden bahsediliyorsa bu tür operasyonlar, yapılanların hak ve özg ürlükler ile hukuka uygunluğu açısından değerlendirilmelidir.” diyen Bal, KCK’nın 2007′deki sözde PKK Kongresi’nde ulusal ve uluslararası koşullara yönelik oluşturduğu yeni bir yapı olduğu göz önüne alındığında, operasyonların demokratikleşme sürecini güçlendirdiğinin iddia edilebileceğini kaydetti.
USAK’ın resmi internet sitesinde bir yazı kaleme alan Bal, KCK’nın sokak olayları başta olmak üzere korkutma, yıldırma, silahlı direniş gibi birçok olayın arka plan organizatörü olduğuna dikkat çekti. Demokratik açılım ve Türkiye’nin demokratikleşme projesinin her şeyden öte gayrimeşru yapılaşmaları, çeteleşmeleri, hukuk dışı örgütlenmeleri tasfiye ederek yoluna devam edebileceğini vurgulayan Bal, şöyle devam etti:
“KCK operasyonlarında en fazla dikkat edilmesi gereken konu hak ve özgürlüklerin zedelenmemesi, hukukun üstünlüğünün korunması ve masumların zarar görmemesidir. Bu çerçevede masum ile suçluyu, haklı ile haksızı ayırabilecek güçlü bir hukuk ve demokrasi temelli ilkesel bir duruş operasyonlar boyunca savunulmalıdır. Ancak bu noktada KCK’yı stratejik açıdan analiz etmek yararlı olacaktır. KCK’nın kuzu postuna bürünmüş bir kurt olduğu düşünülecek olursa, gerçekleştirilen operasyonların Türkiye’nin demokrasisi adına ciddi bir sınav olduğu ortadadır. Kentleri PKK adına kontrol edebilen, başta Güneydoğu olmak üzere sokaklarda terör estiren bu yapı istendiğinde dağla hemen irtibat kurabiliyor. KCK 90′lardaki PKK‘nın gündüz külahlı, gece silahlı yapılanmasının 2000′lerdeki modernleşmiş halidir. Öldürme gücünün kravatlı görüntüsü olarak da tanımlanabilen KCK, örgütün saldığı korkuyu üniversitede, hastanede, belediyede, sokakta tahsil eden gücüdür. Bu nedenle belediye başkanını sorguluyor, esnafa Başbakan geldiğinde kepenkleri kapatın diyebiliyor, korkutuyor ve her şeyi organize edebiliyor.”
Türkiye’de sapla samanı karıştırmadan demokratikleşme sürecine devam edilmesi isteniyorsa, bu süreci şiddetle sabote etme yeteneği ve eyleminde olan yapıların tasfiyesinin de önemli bir aşama olacağını dile getiren Bal, “Belediye başkanlarının ne suçu var?” sorusuna adaletin terazisinde cevap arama eğiliminin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bir taraftan gölge kabine, gölge otorite, baskı; diğer taraftan demokrasi savunucusu görünen söylemlerin KCK operasyonlarıyla ciddi bir teste tabi tutulduğunu anlatan Bal, “Demokratikleşmenin ana öznesi, kamu otoritesinin haricinde, hiç kimsenin güç kullanma tekelini elinde tutmaya çalışmaması, devletinse gücünü evrensel hukuk ilkelerine bağlı kalarak kullanmasıdır. Sanırım bu temel çizgi KCK operasyonları çerçevesinde duracağımız yer ve alacağımız tavır açısından önemlidir. Böylelikle demokratikleşme sürecini sabote etmek için çocukları güdüleyenler yargılanmalıdır, ancak taş atan çocuklarla ilgili meclisteki düzenleme de bir an önce çocuklar lehine sonuçlanmalıdır. Demokratik açılımdaki ikilem böyle bir yaklaşımla ortadan kaldırılabilir.” ifadelerini kullandı.
(CİHAN)
Kaynak : sondakika.com